Çocuklar
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır
Bedenlerini tutabilirsiniz ama ruhlarını değil
Çünkü ruhlar yarındadır
Siz ise yarını düşleriniz de bile göremezsiniz
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ileride atılmış oklar
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü o okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
27 Temmuz 2010 Salı
20 Temmuz 2010 Salı
9 Temmuz 2010 Cuma
29 Haziran 2010 Salı
Nerde Yanlış Yaptık ??
İnsan bazen arkadaşlarına sevgili gibi davranıyor. Sahipleniyor, kıskanıyor ama gırtlağına çökmeden.
Tatlı tatlı flört ediyor ama sınırları aşmadan. Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor,
dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkartıyor ama o arkadaş ya, sevgili değil ya, hiç sorun
olmuyor. Her şeyi konuşuyorlar, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyorlar, fazlasıyla
ilgili oluyor; kulaklarını kocaman kocaman açıp, dinliyor. En önemlisi de büyük bir coşkuyla sonsuza
kadar yapılan işler üzerine konuşabiliyorlar, çünkü iş paylaşılabiliyor, birlikte benzer işler
üretiliyor. Müthiş bir keyifle dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karısını, kocasını, sevgilisini
bile çekiştirebiliyor. Arkadaşlık, bu açıdan insanın hayatını idame ettirebilmesi için büyük
bir avantaj oluyor.
Ama insan sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor. Bir kere, eleştiriler, haliyle
bu kadar net dile getirilemiyor. Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her
zaman rahat da konuşulamıyor. Tehlikeli sularda dolaşmaktan kaçınmak gerekiyor.
Çünkü sonuçları var bunun, bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor, burnundan fitil
fitil getirebilir, dikkatli olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor.
İnsan, sevgiliyken, evliyken çok daha hassaslaşıyor. En küçük şeye
bile ''Bana bunu nasıl yapar?'' oluyor. Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar
çok daha geniş. İnsan her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor, tüm gün başka
insanları dinlemiş olduğundan yorulmuş oluyor, gına gelmiş oluyor. Ya da karşındaki
seni dinlemek istemiyor. Eve bir sessizlik çöküyor, ''Tetiği ilk kim çekecek?'' diye
gergin bir bekleyişe giriliyor. Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar
zıplanıp eğlenilemiyor. Kalabalık içinde işin içine başkalarının ne düşüneceği
girdiğinden gerilim artıyor, ''biz''i düşünmekten ''ben'' karam bole gidiyor.
Sevgiliyle başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor, hiç itirazım yok, o
da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki: Arkadaş olunca başka şeyler
paylaşılıyor, sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor. Bana en iyisi, en
güzeli bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor. Bunun ideal bir şey olduğunu
düşünüyorum: Arkadaş-sevgili olabilmek. Hem arkadaşın hem sevgilin gibi olabileceğin
biri, hem arkadaşlığı hem sevgililiği paylaşabileceğin biriyle üretmek, gülmek, ağlamak,
konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor. Kolay bir şeyden söz etmiyorum
tabii. Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili
gibi saldırabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin
harcı değil gibi...
Tatlı tatlı flört ediyor ama sınırları aşmadan. Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor,
dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkartıyor ama o arkadaş ya, sevgili değil ya, hiç sorun
olmuyor. Her şeyi konuşuyorlar, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyorlar, fazlasıyla
ilgili oluyor; kulaklarını kocaman kocaman açıp, dinliyor. En önemlisi de büyük bir coşkuyla sonsuza
kadar yapılan işler üzerine konuşabiliyorlar, çünkü iş paylaşılabiliyor, birlikte benzer işler
üretiliyor. Müthiş bir keyifle dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karısını, kocasını, sevgilisini
bile çekiştirebiliyor. Arkadaşlık, bu açıdan insanın hayatını idame ettirebilmesi için büyük
bir avantaj oluyor.
Ama insan sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor. Bir kere, eleştiriler, haliyle
bu kadar net dile getirilemiyor. Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her
zaman rahat da konuşulamıyor. Tehlikeli sularda dolaşmaktan kaçınmak gerekiyor.
Çünkü sonuçları var bunun, bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor, burnundan fitil
fitil getirebilir, dikkatli olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor.
İnsan, sevgiliyken, evliyken çok daha hassaslaşıyor. En küçük şeye
bile ''Bana bunu nasıl yapar?'' oluyor. Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar
çok daha geniş. İnsan her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor, tüm gün başka
insanları dinlemiş olduğundan yorulmuş oluyor, gına gelmiş oluyor. Ya da karşındaki
seni dinlemek istemiyor. Eve bir sessizlik çöküyor, ''Tetiği ilk kim çekecek?'' diye
gergin bir bekleyişe giriliyor. Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar
zıplanıp eğlenilemiyor. Kalabalık içinde işin içine başkalarının ne düşüneceği
girdiğinden gerilim artıyor, ''biz''i düşünmekten ''ben'' karam bole gidiyor.
Sevgiliyle başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor, hiç itirazım yok, o
da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki: Arkadaş olunca başka şeyler
paylaşılıyor, sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor. Bana en iyisi, en
güzeli bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor. Bunun ideal bir şey olduğunu
düşünüyorum: Arkadaş-sevgili olabilmek. Hem arkadaşın hem sevgilin gibi olabileceğin
biri, hem arkadaşlığı hem sevgililiği paylaşabileceğin biriyle üretmek, gülmek, ağlamak,
konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor. Kolay bir şeyden söz etmiyorum
tabii. Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili
gibi saldırabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin
harcı değil gibi...
28 Haziran 2010 Pazartesi
Sıradan bir Pazartesi akşamı
Sondan başa :)
- Birde içe keyifli derin yolculuk...
- Artık içkim, sigaram, mum ve müzik.
- Oh be çöpler tamam, mutfak temiz, salon temiz, bulaşıklar makinada.
- Bu streç filmi icat edenin kökünü s...yim.
- Yenisini kopart büzüştürmeden, kadınlar nasıl oluyorda bir kerede kapatıyor tabağı streç filmle, çat diye.
- Bir tarafından tutuyorsun diğer tarafı büzüşüyor. Hiç uğraşma at bunu çöpe buzdolabına bulaşır yağlar.
- Benmi çok beceriksizim? yine lakerdanın zeytinyağına bulaştı strec filmin köşesi.
- Bu bulaşık makinasının içini hangi gerizekalı bu kadar dar yaptı?
- Kızlar bulaşık makinasına tabakları kaseleri nasılda güzel yerleştirmiş, birde benim koyduklarıma bak.
- Siktir et bir torba daha doğaya karışmış ne olmuş yani. Kapat gitsin.
- Bir torbayı zor kapattım ikinci torba bomboş, belki biraz daha çöp çıkar bunu kapatmıyayım.
- Çöpün ağzını kapatayım.
- Sabah çöpler kokmasın.
- Mutfağı da toplayayım başlamışken.
- Son kadehimi keyifle içerim.
- Salonu toplıyayım
- Müzik güzel.
- Işıkları kapat. Mum yak.
- Herkes gitti, kaldık başbaşa.. karanlık, müzik, televizyonda akvaryum, son kadeh, günün tahmini en keyifli son 5 sigarası ve gelmeyen uyku.
- Brezilya Şiliyi 3-0 yendi, ya ne olacak tı? Goller güzel, güya maç seyrediyoz.
- Birde içe keyifli derin yolculuk...
- Artık içkim, sigaram, mum ve müzik.
- Oh be çöpler tamam, mutfak temiz, salon temiz, bulaşıklar makinada.
- Bu streç filmi icat edenin kökünü s...yim.
- Yenisini kopart büzüştürmeden, kadınlar nasıl oluyorda bir kerede kapatıyor tabağı streç filmle, çat diye.
- Bir tarafından tutuyorsun diğer tarafı büzüşüyor. Hiç uğraşma at bunu çöpe buzdolabına bulaşır yağlar.
- Benmi çok beceriksizim? yine lakerdanın zeytinyağına bulaştı strec filmin köşesi.
- Bu bulaşık makinasının içini hangi gerizekalı bu kadar dar yaptı?
- Kızlar bulaşık makinasına tabakları kaseleri nasılda güzel yerleştirmiş, birde benim koyduklarıma bak.
- Siktir et bir torba daha doğaya karışmış ne olmuş yani. Kapat gitsin.
- Bir torbayı zor kapattım ikinci torba bomboş, belki biraz daha çöp çıkar bunu kapatmıyayım.
- Çöpün ağzını kapatayım.
- Sabah çöpler kokmasın.
- Mutfağı da toplayayım başlamışken.
- Son kadehimi keyifle içerim.
- Salonu toplıyayım
- Müzik güzel.
- Işıkları kapat. Mum yak.
- Herkes gitti, kaldık başbaşa.. karanlık, müzik, televizyonda akvaryum, son kadeh, günün tahmini en keyifli son 5 sigarası ve gelmeyen uyku.
- Brezilya Şiliyi 3-0 yendi, ya ne olacak tı? Goller güzel, güya maç seyrediyoz.
18 Haziran 2010 Cuma
bu akşam...
Bizim grup bozmuş niyeti bu gece...
date ettim date eyledim diyen düşmüş yola...
Cemo, hiiç haber vermeden 21.00 gibi date planı yapmış..
Tarık hafızın zaten date var..as usual :)
Şenolum da bişeylerin peşinde ama du bakalım hayırlısı...
Bana da yalnızlığımı yanıma alıp, terlikleri de ayağıma giyip Taxime gitmek düşer :)
Bu kadro 12.00 de taxime düşmeyeydi iyiydi :)
herkese iyi hafta sonları
Gülo
date ettim date eyledim diyen düşmüş yola...
Cemo, hiiç haber vermeden 21.00 gibi date planı yapmış..
Tarık hafızın zaten date var..as usual :)
Şenolum da bişeylerin peşinde ama du bakalım hayırlısı...
Bana da yalnızlığımı yanıma alıp, terlikleri de ayağıma giyip Taxime gitmek düşer :)
Bu kadro 12.00 de taxime düşmeyeydi iyiydi :)
herkese iyi hafta sonları
Gülo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


